CUMHURBAŞKANLIĞI YATIRIM DESTEK OFİSİ YETKİLİLERİ ÇTSO’YU ZİYARET ETTİ

CUMHURBAŞKANLIĞI YATIRIM DESTEK OFİSİ YETKİLİLERİ ÇTSO’YU ZİYARET ETTİ

GAZİLER DİYARINDAN ŞEHİTLER DİYARINA CORONA TAŞINIYOR

GAZİLER DİYARINDAN ŞEHİTLER DİYARINA CORONA TAŞINIYOR

YUKARI İNOVA KÖY HAYRINA YAKLAŞIK ÜÇ BİN KIŞI KATILDI

YUKARI İNOVA KÖY HAYRINA YAKLAŞIK ÜÇ BİN KIŞI KATILDI

ENGELSİZ EĞİTİM KISA FİLM YARIŞMASINDA DERECEYE  GİRENLERE ÖDÜLLER VERİLDİ

ENGELSİZ EĞİTİM KISA FİLM YARIŞMASINDA DERECEYE GİRENLERE ÖDÜLLER VERİLDİ

MALİ MÜŞAVİR DOĞAN GÜRŞEN “ÇANAKKALE SERBEST  MUHASEBE S.M.M. M.O YÖNETİM ADAYIYIZ”

MALİ MÜŞAVİR DOĞAN GÜRŞEN “ÇANAKKALE SERBEST MUHASEBE S.M.M. M.O YÖNETİM ADAYIYIZ”

ANZAVUR AHMET’İN KILICI BİGA’DA BULUNDU!

  • Haber :
  • Biga Araştırmacısı emekli öğretmen Engin Gürsu, Anzavur Ahmet’in kılıcını buldu.Bu eseri 100 yıl sonra bulduğunu ancak tarihsel gelişimini bilmeden kılıcın değeri anlaşılmaz,” diyerek, anlatır:
    ANZAVUR AHMET KİMDİR?
    İngilizler de, Biga Yarımadası çevresinde gizli çalışmalar yaparak, Milli Mücadele aleyhine çalışıyorlardı. İstanbul Hükümeti’nin de Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetlerine karşı olumsuz çalışma ve tutumu eklenirse, bu bölgedeki karmaşık ortamı irdelemek daha objektif olacaktır. Bu karmaşık ortamdan yararlanmak isteyen biri vardır: Anzavur Ahmet.
    Anzavur Ahmet, Biga’ya Kafkasya’dan göç etmiş, Çerkez kökenli bir kişidir. Bir duyuma göre; İstanbul Beşiktaş’taki Çerkez Kulübü’nün önemli kişilerinden Yusuf İzzet Paşa ve öğretmen Aziz Bey’lerin önerileri ile (Kemal ÖZER, Kurtuluş Savaşı’nda GÖNEN) diğer bir duyuma göre de; kız kardeşini II. Abdülhamid’in sarayına cariye vererek, kendisini jandarma astsubaylığına atamış ve Bakırköy Jandarma Karakolu Komutanlığı yapmıştır. (Biga Ayaklanması – Uluğ İĞDEMİR) Bir müddet sonra, bazı yolsuz hareketlerinden dolayı, Konya’ya sürülmüş, İkinci Meşrutiyet’in ilanı üzerine kendisini Abdühamid’den zulüm görmüş gibi göstererek, bir nevi hürriyet kahramanı olmuş. Daha sonra İzmir havalisindeki, Çakırcalı eşkiya çetesinin takibine gönderilmiş ve Çakırcalı’nın ortadan kaldırılmasını başarmış.
    Bu yüzden kendisine Sultan Reşat bir kılıç hediye etmiş. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Biga’da bulunan ve öğretmen okulunda öğretmenlik de yapan doktor Yüzbaşı Nuri Bey (Cumhuriyet devrinde İstanbul’da Sağlık Müzesi Müdürlüğü yapmış ve Atatürk’ün ölümünde yüzünün mulajını almıştır.) Anzavur’un özel doktorudur. Misafir odasının duvarında asılı olan kılıcı bir gün Nuri Bey’e göstererek, “Ben bu kılıcın zülfekar olmasından şüpheliyim. Bunu bana Sultan Reşat Efendi’miz hediye etti. Bunun bir eşi de Topkapı Saray-ı Hümayununda mahfuzdur”şeklinde konuştuğunu belirtir.1.Dünya Savaşı sırasında, Biga’da Rum Mahallesi’nin sonundaki, Namazgah’ın yanındaki üç katlı ahşap bir evde oturur ve sahip olduğu koşu atları ile ilgilenir. Karakter olarak, aşağılık duygusu içinde bir yapıya sahiptir. Çok kibirli ve gösterişi seven bu insan, kendini halka bir evliya gibi tanıtmak ister. Hatta Milli Hareket başlığında, çevresindeki halka “Geçen akşam, rüyamda gördüğüm Peygamber Efendimiz Hazretlerinin arkasında, Kabe’ de namaz kıldım. Namaz bittikten sonra Peygamber Efendimiz bana döndü; Sen İslam’ın mücahidisin. Sen yarın bir taht kuracaksın. O taht ki müslümanlığın ebediyen yaşamasını sağlayacak. İslam Dünyası sana minnettar kalacak, Kemal Paşa, milleti soyup soğana çevirdikten sonra kaçarken, senin bir adamın tarafından öldürülecek, tam bu sırada uyandım”gibi saçma sapan yalanlar söylediği belirtilmektedir. Bir ara İzmit Mutasarrıflığı da yapan Anzavur Ahmet’i Padişah Vahdettin, saraya konuk eder.
    Çerkez köylerinin yoğun olduğu Biga-Gönen-Manyas-Bandırma yöresine, Mir-i Miran (Sivil Paşa) rütbesi ve Kuva-yı Muhammediye Kumandanı olarak gönderir. Aslında Binbaşı rütbesinden emeklidir. Paşalık rütbesinin yanı sıra Karesi (Balıkesir) Mutasarrıfı unvanı da verilir. (Bu tamamen bir İngiliz oyunudur. Amaç bu bölgeyi kontrolde tutarak, Çanakkale’deki cephanelerin Ege Bölgesi’nde Yunanlılarla savaşan Türk Ordusu’nun eline geçmesini engellemektir.)
    Gönen’den yola çıkan Yunan kuvvetleri 1 Temmuz 1920 günü Biga işgal edilir.
    ANZAVUR’UN KELLESİ ÇETELERİN ELİNDE
    «Hayaller her zaman gerçekleşemez ya!»
    Karabiga’ya gelen İşgal Kuvvetleri Komutanı, Karabiga İngiliz komutanını gemiye çağırttırdı. Gemide iki gün sonra bir toplantı yapacağını, Anzavur’a ve Biga’daki Yunan komutanına haber gönderilmesini emretti. Daha sonra, gemiden ayrılan Karabiga İngiliz kuvvetleri komutanı, Tercüman Türk subayına, Anzavur’a Türkçe olarak mektup yazmasını söyledi. Tercüman, mektubu yazdığı gece, bu haberi çetelere her zaman yardımcı olan, Halit Bey’e gizlice söyledi.
    Halit Bey, hemen o gece Değirmencik Köyü’ne giderek Arnavut Rahman ile görüştü. Oradan ayrılarak Çingene Ali ve Mehmet Efe’nin bulunduğu Ece Gölüne gitti:
    -Rahman, Dutluk Çiftliği’ni tutacak. Siz de ona göre tertibat alın, dedi.
    Anzavur, Cihadiye Köyü’nde Selim Efendi’nin evinde oturuyordu. Postacısı içeri girerek bir mektup verdi. Mektubu okuduktan sonra sevinçle haykırdı:
    -Hazırlıklar yapılsın yarın Karabiga’ya gideceyiz!
    Anzavur Ahmet mektubun tesiriyle derin hülyalara daldı. Kim bilir belki emrine tüm Yunan ordusunu vereceklerdi! O zaman Ankara’nın üstünü altına getirirdi?
    Ertesi gün sabah erkenden yola çıkmak işin hazırlık yapılır, ama atı çok huysuzdur. Arkadaşı Selim Efendi;
    -Gitmeyelim, çok kötü şeyler olacak. Hayvan hissetti dese de dinlemez. Atını değiştirerek yanında yaveri Şevki ve Selim efendiler vardı. Biga’ya geldiklerinde Yunanlardan üç de süvari aldılar yanlarında Karabiga”ya yola çıktılar.
    Güleçköy’e geldiklerinde eskiden beri kendisine daima yardım eden değirmenci Panayot yalvardı:
    -Gitmeyin Paşa’m… Yolda çeteler pusu kurmuşlar. Sizi vuracaklar!
    Yaver Şevki ve Selim Efendi korkuyla:
    -Dönelim Paşa’m, dönelim, diye yalvardılar.
    Anzavur, diretti:
    -Hayır, gidecez, Amiral bizi bekliyor, gidecez.
    Ve yollarına devam ettiler.
    * *
    Kuva-yı Milliyeci çeteler de geceyi Demetoka’da Hafız Asım’ın evinde geçirerek şafak vakti sessizce kasabadan ayrılırlar. Biga ovasının ayazını çekerek, Adliye Köyü’e gittiler.
    Adliye Köyü’ne geldiklerinde güneş doğar. Köylüler, efelerine sabah yemeğini yetiştirmek için birbirleriyle yarış ederler. Arnavut Ali, Çingene Ali, Yeniçiftlikli Mehmet Efe, Yeniçiftlikli Osman, Yeniçiftlikli Arif, Örtülüceli Mümin’in Selman, Demetokalı Yılık Hasan ve daha otuza yakın çete, cami odasına doluşmuşlardı. Köylülerin getirdikleri tarhana çorbasını kaşıklayan çeteler, topluca köyün kuzeyindeki harmanlıklara çekirler. Harmanlıkların yanı başından geçen Biga-Karabiga yolu. Yeşil çimlerin üzerine uzanırlar. Kimi türkü söylerr, kimi yorgunluktan uyumaktadır.
    Yol boyunda nöbette ise iki çete vardır. Bunlar Demetokalı Yılık Haşan ve Yeniçiftlikli Arif. Yol kenarında oturmuş, bekliyorlardı. Onlar otururken karşıdan yedi atlı yaklaşır. Çingene Ali ve diğer çetelerin bulunduğu harmanlıklar, yoldan görünmez. Hasan ve Arif gelen atlıları görünce, hemen yol kenarına sineriler. Karşıdaki atlılar, kendilerine yaklaştıklarında Hasan seslenir:
    -Heeeey…. Kimsiniz bre?
    -Çekilin be kahpeler. Anzavur Paşa’yı tanımadınız mı?
    Tam bu anda da Çingene Ali, Mehmet Efe ve diğer çeteler, yolda yedi atlıyı durur görünce, hemen toparlanıp, arkadaşlarının yanına gelirler. Çingene Ali konuşulanları duymuştur. Sesinin çıktığınca bağırır:
    -Biz de sizi arıyedik Paşaaa!
    Ve ardından silâh sesleri başlar. Bu arada yakında atını gören Selim Efendi, silahını atıp koşmaya başlar. Belli ki, Yunan süvarileri gibi kaçacaktır. Anzavur, Selim Efendiye telaşla bağırdı: Kaçma be korkak!
    Fakat bu anda çetelerden biri, bu fırsatı kaçırmaz. Selim, bir kurşunla yere serilir.
    Anzavur, beraberindeki Yaveri Şevki ile çarpışmaya devam eder. Şevki de umulmadık bir anda seken bir kurşunla vurulunca, Anzavur yalnız kalır. İnatçılığını burada da gösteren Anzavur, tek başına vuruşur. Çevresini saran çetelerden, artık kurtulamayacaktır. Yine inat eder, bombalar atar, yalnız oluşuna rağmen çetelere fırsat vermez.
    Seken bir kurşun sağ kolunu yaralayınca, sol eliyle çarpışmaya devam eder. Fakat Mehmet Efe’nin kurşunundan kendini kurtaramaz. Elinden silahı alınıncaya kadar can acısı ile havaya atar. Çeteler başına çöker.
    Anzavur, inliyordur. Kolundan ve göğsünden kanlar akmaktadır. Çingene Ali’nin elinde kama, Anzavurun boynunda kol gezmektedir. Çingene Ali yorulunca, Mehmet Efe alır kamayı.
    15 Nisan 1337 (1922) günü, Anzavur, artık din, iman diyerek Kuva-yi Milliye’ye küfür edemeyecektir.
    Anzavur’un kesik başını Demetok’ya kaçırdılar. O gece Hafız Asım’ın evinde kesik başı ispirto ve kepek ile sardılar. Şarköy Müftüsü Ankara’ya giderek Refet Paşa ile görüştü. (Şarköy Müftüsü Mustafa Asım, Demetoka’da kalıyordu. Fransızlardan korkup Demetoka’ya gelmişti,) Olumsuz cevap alınsa da, Anzavur’un kellesini yok ettik diyerek, Ankara’ya göndermeye karar verirler.
    Biga’da Arnavut Ali’nin torunları evlerinde Anzavur Ahmet’in 15 Nisan 1921 günü pusuya düşürülerek öldürüldüğü, 98 yıllık olduğu düşünülen kılıç torunları tarafından muhafaza ediliyor. Biga’da Araştırmacısı emekli öğretmen Engin Gürsu, bu eseri bulduğunu ve bu gibi tarihi eserlerin bir müze altında halka gösterime sunulması gerektiğini ifade etti.
    Biga’da 1921 yılına ait olduğu düşünülen tarihi eser bir kılıç bulundu. Kılıç, Anzavur Ahmet’in Karabiga’ya giderken Darılık sırtında pusuya düşürülüp öldürüldüğünde bu kılıç çete grubu içine olan Arnavut Ali tarafından alınıyor ve o günden bugüne torunları tarafından Biga’da korunuyor.
    Aile de güvenlik açısından kendini bu güne kadar saklar. Çünkü, Anzavur Ahmet’in atının eğerini alan Örtülüceli Mümin’in Selman öldürülür. Yeniçiftlikli Mehmet Efe, 61 yıl sonra öldürülmek istenir.
    Bu tarihi eser Araştırmacısı emekli öğretmen Engin Gürsu, “Ben de Biga’da olduğunu öğrendim ve buldum. Aslında bu gibi tarihi eserler Biga’da bir müze açılarak, halkın gösterimine sunulmalı, ” dedi.
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz