YUKARI İNOVA KÖY HAYRINA YAKLAŞIK ÜÇ BİN KIŞI KATILDI

YUKARI İNOVA KÖY HAYRINA YAKLAŞIK ÜÇ BİN KIŞI KATILDI

ENGELSİZ EĞİTİM KISA FİLM YARIŞMASINDA DERECEYE  GİRENLERE ÖDÜLLER VERİLDİ

ENGELSİZ EĞİTİM KISA FİLM YARIŞMASINDA DERECEYE GİRENLERE ÖDÜLLER VERİLDİ

MALİ MÜŞAVİR DOĞAN GÜRŞEN “ÇANAKKALE SERBEST  MUHASEBE S.M.M. M.O YÖNETİM ADAYIYIZ”

MALİ MÜŞAVİR DOĞAN GÜRŞEN “ÇANAKKALE SERBEST MUHASEBE S.M.M. M.O YÖNETİM ADAYIYIZ”

MEHMET EMİR ÇAKIR SÜNNET OLARAK ERKEKLİĞE İLK ADIMINI ATTI

MEHMET EMİR ÇAKIR SÜNNET OLARAK ERKEKLİĞE İLK ADIMINI ATTI

Antik kente ziyaretçi akını

Antik kente ziyaretçi akını

Hamit Puhaloğlu; Balkanlardaki Göç
    • Biga Doğuş
    • bigadogusgazetesi93@gmail.com
    • 29 Mayıs 2019 - 08:57:15
Sevgili okurlar, yayın hayatına yeni başlayan ve alanında çok önemli bir boşluğu giderecek olan Gagavuz Yurdu Gazetesi ile birlikte inşallah fırsat buldukça buluşacak.
Binlerce yıllık Türk yurdu ­Gagavuzya özelinle Balkanlar ve Türk Dünyası’nın sorunları ve stratejileri hakkında ileri hakkımla hasbıhal edeceğiz Evet Gagavuzya, günümüzün modern ula­şım araçlarıyla mesafe olarak bize çok yakın. Dil olarak da bize çok yakın. Ancak bir o kadar da uzak bir Türk yurdu.., Bir Gagauz 1 Türk ile karşılaştığınızda sıcak kanlılığını ve size olan hasretini candan hissettiğiniz bu güzel insan­larla neden bu kadar mesafeli kalınmış; özel olarak incelenmesi; sosyologların çalışması gereken önemli bir konu olduğu kanaatindeyim. Ve bizim koyduğumuz mesafeyi hiçbir fırsatı kaçırmadan kollayan malûm Balkan ülkelerinin sinsi çalışma­ları… Yunanistan,.. Bulgaristan gibi küçük ülkelerinin küçük planları… Gagavuzları asimle etmeye yönelik olarak yürüttükleri örtülü ve açık faaliyetler.. Onları din üzerinden vurup Yunanlaştırma ve Bulgarlaştırma çalışmaları… Atatürk’ün bunu görüp Cumhuriyetin ilk yıllarında, o kadar sıkıntı ve yokluğa rağmen Gagavuz Türk’ü gençlerin bir ve yokluğa rağmen Gagavuz Türk, gençlerin bir kısmını İstanbul’a getirip onlara Türkiye’de eğitim ve din öğrenimi imkanı vererek kilise üzerinden asimle edilmelerini önleme çalışması ve bu sayede bugün hala Balkanlar’da başı dik ve gururla ”Ben Türküm!” diyen Gagauz kardeşlerimiz Elbette sadece Gagauzlar değil, Balkanlarda yaşayan ve çeşitli dönemlerde Türkistan’dan buraya göç etmiş Balkan Yarımadası’nı kendi­lerine yurt tutmuş daha nice Türk boyları da bu asimilasyon ve soykırıma tabi tutulma tehdidi ile karşı karşıya kalmışlar ve halen de tehdit altındalar… Evet, Balkanlar, binlerce yıldır kargaşası dinmeyen çetin bir coğrafya. Çeşitli milletlerin, bunlara bağlı alt alt etnik grupların ve inançların kü­çük sayılabilecek bir alanda ve iç içe yaşadıkları bu yarımadada istikrar ve huzuru sağlamak ise ol­dukça zor. Bu nedenle de sürekli savaşlar ve işgallerle anılan Balkan coğrafyası aynı zamanda büyük göçlere ve katliamlara da maruz kalmış. Balkanlar’da bu nedenle huzur ve güven, şimdiye kadar ve halen olduğu gibi dışarıdan gelen egemen bir gücün varlığı ile sağlanmaya devam edilmiştir. Bu kimi zaman Hun Türkleri olmuş, kimi zaman Roma – Bizans olmuş, kimi zaman Osmanlı ve ardından Rusya. Şimdi de Amerika… Ama ne yazıktır ki, söz konusu egemen güç zayıfladığı anda, kan ve vahşet Balkanlara bütün şiddetiyle geri dönmüş.Bu kapsamda Osmanlı Devletinin Balkanlar’daki ilk toprak kaybı olan 1699 tarihli Karlofça Anlaşması’ndan bu yana ve halen de az da olsa devam eden Anadolu’ya göç gerçeği, belki de insanlık tarihinin en uzun sureli ve en fazla cana mâl olan hicreti olarak dikkat çekiyor.20’nci yüzyılın başında ‘sadece’ Balkan Savaşları’nda 1.5 milyondan fazla Osmanlı bakiyesi Türk’ün “soy kırıma’ tabi tutulduğu veya göç yollarında can verdiği düşünüldüğünde konunun önemi ve boyutu çok daha iyi anlaşılıyor. Düşünün ki Balkan Yarımadasında 1699 Karlofça Anıtlaşması ile birlikte Osmanlı Türkiye’sinin ilk toprak kaybından Bulgaristan’dan yaşanan 1989 göçüne ve anlıdan gelen Bosna Savaşı ve Kosova Kurtuluş Savaşı ile birlikle devam akı göç hareketlerine kadar 10 milyonlarca Balkan Türk’ü Anadolu’ya hicret etmiştir… Ve üstelik bu göç, halen az da olsa devam etmektedir. Belki artık insanlar canını kurtarmak için değil ama dilini kurtarmak için, dinini kurtarmak için veya çoluk çocuğuna bir lokma ekmek bula­bilmek için Türkiye’ye doğru gelmekteler…Bir Gagauz anne çocuk bakıcısı olarak. Batı Trakyalı amca rençper olarak hâlâ Türkiye’mizde iş aramakta, memlekette kalan yavrularına ekmek parası göndermeye çalışmaktadır… Balkanlar’dan Anadolu’ya doğru son 319 yılda yaşanan göç hare­ketinin iyi inceletmesi ve bu insanlarımızın binlerce yıllık Türk yurdu olan Balkanlarda, asıl vatanla­rında; huzur ve güven içerisinde, kendi kendile­rine yetecek donanımla yaşamalarını temin edil­mesi gerekmektedir, Çünkü Türkiye’nin sınırlan belki hukuken değil ama fiilen Edirne ve Kars’ın ötesinde başlar…
  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz