YUKARI İNOVA KÖY HAYRINA YAKLAŞIK ÜÇ BİN KIŞI KATILDI

YUKARI İNOVA KÖY HAYRINA YAKLAŞIK ÜÇ BİN KIŞI KATILDI

ENGELSİZ EĞİTİM KISA FİLM YARIŞMASINDA DERECEYE  GİRENLERE ÖDÜLLER VERİLDİ

ENGELSİZ EĞİTİM KISA FİLM YARIŞMASINDA DERECEYE GİRENLERE ÖDÜLLER VERİLDİ

MALİ MÜŞAVİR DOĞAN GÜRŞEN “ÇANAKKALE SERBEST  MUHASEBE S.M.M. M.O YÖNETİM ADAYIYIZ”

MALİ MÜŞAVİR DOĞAN GÜRŞEN “ÇANAKKALE SERBEST MUHASEBE S.M.M. M.O YÖNETİM ADAYIYIZ”

MEHMET EMİR ÇAKIR SÜNNET OLARAK ERKEKLİĞE İLK ADIMINI ATTI

MEHMET EMİR ÇAKIR SÜNNET OLARAK ERKEKLİĞE İLK ADIMINI ATTI

Antik kente ziyaretçi akını

Antik kente ziyaretçi akını

Hamit Puhaloğlu; RAHMET PEYGAMBERİMİZ (SAV)’DEN HAYAT DÜSTURLARI(2)
    • Biga Doğuş
    • bigadogusgazetesi93@gmail.com
    • 9 Nisan 2019 - 14:35:27
Ölüm, öbür aleme varıp uzanan müthiş bir geçittir. Aslında, ahiret geçitlerinden hepsi çok dehşet vericidir; kabir, sual, mahşer, mizan ve sırat gibi ahiret duraklarının (konaklarının) her biri insanın canını dudağına getirecek mahiyettedir. Elbette mü’min olarak ölen bir insanın mahşeri idrak edişi ile imandan nasipsiz bir şaki’in haşri (Mahşeri) yaşayışı birbirinden çok farklı cereyan edecektir. Aslında ölüm, kabir, sual, berzah, mahşer, hesap, mizan ve sırat gibi akabeler (tepeler) sarp yokuşlar, bir anlamda hep burada (dünyada) geçilmektedir. Ömür sermayesini ve sayısız nimetleri değerlendirebilenler, daha dünyadayken o sarp yokuşları dümdüz birer yola çevirmektedirler.
Geri dönüşü olmayan yolculuğa çıktığımızda, bize ayak bağı olacak yükleri bırakmalı ve dünya evi ağıtlıklardan sıyrılmalıyız. Bir gün bizden ayrılacak ve ahirette fayda sağlamayacak şeylerle uğraşmamalı, geçici (faydasız) işlere bağlanıp onlarda boğulmamalıyız. Fani alemde bırakmak zorunda kalacağımız makam, mevki, paye, şan, şöhret, rütbe, mal gibi sebeplere takılmamalı, ahirette bizim için kurtuluş fermanı olabilecek vesileleri kollamalıyız. Herkesin hakkını gözeterek yaşamalıyız. Hem ibadet hayatına ait borçlardan hem d üzerimizdeki kul haklarından kurtulmalıyız. Günahlarımızdan dolayı tövbe ve istiğfara sarılmalı ve mahşerde bizi terletebilecek her türlü sıkleti kabrin bu yanında bırakmalıyız. Yoksa ötede bize yardım edecek, yükümüze omuz verecek kimseyi bulamaz ve ağırlıkların altında kalırız.
DÖRDÜNCÜ
Dördüncü ve son öğütte ise Aziz peygamberimiz (sav): “İşini ihlaslı, samimi (adam gibi) yap çünkü seni gözeten (Allah), her şeyi görendir”. Yaptığımız her meşru işi samimi, doğru, Allah’ın rızasına muvafık, riyadan uzak, ihlaslı, Rabbimizin onaylayacağı (beğeneceği) şekilde yerine getirmemiz gerekmektedir. Meşru hangi işimiz olursa olsun, o işimizi Allah’ın beğenisine, kabulüne sunmaktayız. Kulluğumuzu, amellerimizi, işlerimizi beğenecek, kabul edecek olan, yerleri ve gökleri ve bütün alemleri yaratan yüce Allah’tır Rahmet Peygamberimiz (sav) : “Allah, sizden biriniz bir iş yaptığı zaman, işini sağlam ve güzel yapanı sever.” Buyurmaktadır. Bundan dolayıdır ki, hangi işimiz olursa olsun; aşçılıktan terziliğe, işçilikten patronluğa, memurluktan amirliğe, her nerede hangi görev olursa olsun, bu görevi, vazifeyi Allah’ın hoşuna gidecek şekilde, Adam gibi! yapmak ve yerine getirmek zorundayız. Çünkü Allah ne yapıp ettiğimizi gördüğü gibi, nasıl niyetle yapıp ettiğimizi de bilmektedir.
Netice olarak he mü’min kendi iman gemisini muhkem yapması ve yenilmesi, ahiret azığını çokça tedarik etmesi ve kendisine ayak bağı olabilecek sırtındaki yükünü hafifletmesi (bırakması) lazımdır; ne var ki, dönüşü olmayan, ötelere yolculuk için hazırlık mahiyetindeki bu ameller de ancak Allah’ın rızası gözetilerek ihlasla yapılırsa gerçek kıymetine ulaşacaktır.
  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz