4  bayramla geçtiğimiz haftayı kapattık.  Ne yorgunluktu ama!

4  bayramla geçtiğimiz haftayı kapattık.  Ne yorgunluktu ama!
Biri köylerin ve eğitimcilerin bayramıydı , 17 Nisan’da kutladık. Öncesinde bi hazırlıklar, toprağa dokunma hazzını yaşama, üretme duygusunu tatma,yorgunluk, başladığın işi tamalama, sabır ve sebat gösterme…Bunların hepsi vardı bu sürecin içinde. Tabii bu uğraşseverler için keyifli bir durum, bana göre böyle. 17 Nisan’dan sonra bitti mi ? Bitmedi. Toprakta iş bitmez.
Biri Cuma bayramı. Nedir bu Cuma bayramı? “Hayırlı Cumalar “dersem herkes anlayacaktır. İslam İnancında kutsal olan ve son birkaç yıldır popülerleşen Cuma Bayramı kutlamasından bahsediyorum evet. Bayramın içi ruhani ve bireysel çalışma gerektirirken , kutlama için bir whatsapp uygulaması ve varsa birkaç özlü duanın yer aldığı fotoğraf ya da gif olması yeterli. İstediğiniz kadar kişiyle kutlama yapabilirsiniz. İnananlar, inanmayanlar, zorunlu görenler saçma bulanlar  ve ‘ yapılması lazım’ diye düşünenlerin de içinde olduğu geniş bir kitlenin kutladığı bir bayram.
Peygamberin “ iki bayram arası nikah yapılmaz” sözünde karmaşaya sebep olacak kadar bir bayramdır Cuma Günü de. İki bayram arası nikah olmazsa ramazan ve kurban bayramı arası evlenmeyin. Bu mantıkla kurban bayramıyla bir sonraki ramazan bayramı arası da iki bayram arası olur, evlenmeyin! Bu şekilde işin içinden çıkılmaz ve siz evlenemezsiniz. Kastedilen şudur ki o dönemde bayram Cuma gününe denk gelmiştir. Ve Cuma gününün ritüeli arasına sıkıştırmak olmasın diye böyle bir söz edilmiştir.
Perşembe akşamından başlayan mesajlarla Cumayı da mübarekledik. Perşembe aynı zamanda arifeydi ve Cuma da aynı zamanda Ramazan Bayramıydı.
Biz bu bayram memleket seyahati yapamayacağımızı söyledik ve büyükleri bize davet ettik. Anlayışlı kişilerle hayat kolay akıp geçiyor. Bizi kırmadılar. Ha siz gelmişsiniz ha biz gelmişiz , maksat birlikte olmak dediler ve geldiler. Perşembeden bayram sabahı kahvaltısı için yapacaklarımızı planladık. Ramazanın ruhani boyutu bir tarafa fiziksel olarak da bir efor gerektiren süreç bana göre. Elektriğin ,internetin, telefonun olduğu bir çağda gün hava kararınca bitmiyor; saat 11, 12 ,01 çok çabuk oluveriyor. O saatte uyuduktan sonra insan ya uykusundan fedakarlık edip gece sahura uyanıyor ya da yemeğinden fedakarlık edip sahura uyanmadan akşam yedikleriyle orucunu tutyor. Popüler diyet uygulamaları gibi; aralıklı oruç.
Bu bakımdan bir ay bu tempoyla yaşamak efor gerektiriyor elbette. Ramazanı firesiz bitirmek bana göre insan çabasının küçük bir başarısı. Böyle yaşayanlar için bayram , kahvaltının hayaliyle başlıyor.
Bir diğeri 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI.
Dini bayramların da milli bayramların da hazırlık süreci bile coşkulu oluyor. Ben Elmalı’da öğretmenlik yaparken velilerin de çocukların da tüm eğitim öğretim yılı boyunca tek motivasyonu 23 Nisan’ı yaşamaktı. Köy okullarında saatlerce güneş altında bekletilen öğrenci grupları olmaz. Her çocuğun en az bir görevi olur 23 Nisanlarda. Bir  amacı olur bayramların onlar için. Sonraki öğretmenlik yıllarımda bazı sınıf öğretmenlerinin bu dans grubu oluşturma, onları günlerce çalıştırma çabalarını saçma bulduklarını gördüm. Bu çocukların bayramıydı ve müzik açılıp  çocuklar özgürce dans etmeliydi onlara göre. Ben buna katılmadım, hala da katılmıyorum.  Müziğe ve ritme, edebiyata ve hitabete yeteneği olan öğrenciler o kadar güzel çıkıyor ki ortaya , öğretmen olarak memnun oluyorsun harcadığın zamana.
4 bayram sığdırdık geçen haftaya. Bayram için toplananlar düğünümüze de gelsin diye bayramı cemiyetle süsleyenler içinse kutlama sayısı daha fazla elbette.
Tüm bu sevinçlerin içinde bayramı , eksikleriyle , kayıplarıyla yaşayanlar içinse hüznümüz içimizde, derinlerde; kaşıdıkça çıkacak olan bir yerlerde.   
Yeni haftaya merhaba.
DÖRT